Yard. Doç. Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, “Dedikodu (gıybet) yapmak orucu bozar mı?” sorusunu cevaplıyor.

Hz. Peygamber Mescid-i Nebi’de otururken sahabilerden biri gelip “Ya Resulullah şurada iki kadıncağız var. Bunlar oruç tutuyorlar, açlıktan helak olmak üzereler. Açlıktan kendilerini kaybediyorlar. Komut buyursanız da oruçlarını açsalar.”

Efendimiz oralı olmuyor. Sahabi, herhalde ben Peygamber Efendimiz’e sesimi duyuramadım diyor. Aynı maruzatı yine ediyor. Peygamber Efendimiz, sahabiye o bayanları çağır buraya diyor. Ondan sonrasında Efendimiz, hanımefendilere yediklerini çıkarın diyor. Hakikaten her ikisi de gıybet ettikleri için Hucurat Suresinde Cenab-ı Hakk, Sizden birisi kardeşinin etini ölü olarak yiyecek ister mi? Çirkin gördünüz değil mi?” ayetiyle gıybeti yasakladığını bizlere beyan ediyor. Bu kadıncağızlar da gıybet ederlermiş. Caminin bir köşesine oturmuşlar, oruçlu oruçlu yemiyorlar, içmiyorlar. Yememe, içmeme yüzünden takatsiz kesilmişler. Neredeyse ölecek hale gelmişler. Fakat insan eti yemeyi, gıybet etmeyi bırakmamışlar. Bunun üstüne Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

“Siz ALLAH’ın düzgüsel zamanda helal kıldığı yemeyi, içmeyi terk ediyorsunuz fakat devamlı haram kıldığı kardeşinizin dedikodusunu yapmayı, onu çekiştirmeyi, onunla ilgili onun istemeyeceği şeyleri anlatmayı bırakmıyorsunuz.”

Dolayısıyla oruç ibadeti temelde haramlara karşı bir perhiz halinde olmayı, haramlardan uzak durmayı, bir tek yemeden-içmeden el etek çekmeyi değil haram yemekten, kul hakkı yemekten, yetim hakkı yemekten, kamu malı yemekten, hakkımız olmayan bir şeyi hakkı yemekten el etek çekmek mühim.